28.6.09

Mide Bulantısı

-I-
Hiçbir zaman kolay olmadıysa, kolayı beklemek saçmalıktan öte bir şey değildir. Her şey seni üzüyorsa sevinmek anlıktır. Her şeyi terk etmek delikanlıca olsa da bir nevi beklenti azaltmaya çalışmaktır. Kedi kendine ettiğin büyük laflar kendi dünyanın en büyük adamı yapar seni. Kişisel hegomanyanı tatmin edip kafandaki bin insanın üstüne çıkma çalışmasıdır. Yüzyılın en fos kralısındır oysa. Hatta birkaç yüzyılın. Kendi hayatını idame ettiremez, iki ayağın olduğunun farkında olmana rağmen ayakta durmayı beceremezsin. Sen dünyanın en büyük yalanısın.

-II-
Bütün yüzlere dudağının sol kenarından gülümseyip dalga geçebilirsin, kişisel yalnızlığının arkasına saklanırken. Yalnızlık somut insan yoksunluğu değildir sadece. İnsanların senin gibi görmediğini senin gibi üzülmediğini, senin gibi sevmediğini fark eder, gün geçtikçe kendi dünyana daha çok kapanır ve düzgün, seviyeli birkaç maske edinirsin kendine. Onlara onların istediğini verir, kişisel yalnızlığının derinlerinde bir yerlerde güneşe insana ihtiyaç duymadan yaşamaya başlarsın. Bu taraftan bütün ikiyüzlüler, aldatanlar, sevmeyi beceremeyenler daha berrak gözükür. Onlara her baktığında içinde oluşan kusma isteği, onlarla dalga geçme hakkını verir sana. Girdikleri şekilleri izlerken, çimenlere uzanmış bulutları izler gibi hissedersin kendini, ama bu seferki mecazi varlıklarını asla güzel sıfatlarla tanımlayamaz ve kendini daha yalnız hissedersin.

-III-
Dünya mideni bulandıracak kadar hızlı dönmeye başladığında, içinde oluşan inme isteği, dünyayı diğer insanları eğlendirebilecek kadar çok döndürmekle sorumlu olan varlığın elinde iken, sen daha ne kadar uzun cümleler kurabileceğini düşünmeye başlarsın. Kurduğun uzun cümlelerin başında aslında sonunda bahsetmediğin bir şeyi anlatacağını fark eder, cümlenin başına tekrar dönmek isterken sonunda ki kelimelerin çekiciliğine kapılır, daha uzun bir cümlenin sonunda daha güzel kelimelerle baş başa kalacağını düşünürsün. Güzel cümlelerle anlatılan onlarca mutlu sonlu masallara söver, asla başladığını bitiremezsin. Hiçbir acı anlatılamaz oysa. Kimse kimsenin derdine ortak olamaz, ya da onun hissettiği gibi hissedemez, yazmak içinde ki kusma isteğini tatmin etmeye çalışmaktır ve ne kadar uzun cümleler kurarsan o kadar çok parça koptuğunu görür daha başka daha eksik hissedersin. Daha eksik hissetmek (aslında öyle olmasa da) kötü olan şeyleri bıraktığını hissetmektir.

3 yorum:

Adsız dedi ki...

kısa kısa cümleler kurmak, derin nefes alıp net bir şeye odaklanmak bu mide bulantılarına iyi gelebilir..önem sırasında zaten bütün o kuru gürültüden önde gitmeli insan..ki o toz dumanda önünü görebilsin.. önemli olan sensin, değerlisin..

h

mykmyk dedi ki...

neye gore degerli oldugunu bilip dunyanin bir gorecelik kavrami uzerine kuruldugunu anladiktan sonra alacagin kucuk bir mutluluk hissi bu bulantinin kaybolmasi icin sana yardimci olacaktir, bir de senin gibi durumlara dustukten sonra bulantili gozlerini iyilestiren insanlarin biyik altindan gulmeyi nasil biraktiklarini da ogrenmek baska bir yontem ama en guzeli ise kendi icindeki insan sevgisinin ne buyuk oldugunu gormek iste o zaman icinde bulundugun bu duruma gulup gececeksin, demiyorum ki hemen gececek bu bir illet kanser gibi her yanini saran yeter ki pes etmemeyi ve onunla savasmayi bil! Goreceksin gun gelecek gunesli bir gune yolculuga cikacaksin , icinde mukemmel bir ziyafete ac bir sekilde! Sevgiler

MYK

Yunus Çağrı Kara dedi ki...

sadece bir yazı.aslında daha farklı.ama güzel.tşk ederim ayrı ayrı.

Okuyucu